Zaman; koklamak, hissetmek, görmek gibi algıdır ve bir anı bir başka anla kıyaslama yöntemidir. Tıpkı diğer algılar gibi beyinde gerçekleşir ve saklanan birtakım hayaller arasında kıyas yapılmasıyla ortaya çıkar. Örneğin bir cisme vurduğumuzda bundan belirli bir ses çıkar. Aynı cisme beş dakika sonra vurduğumuzda yine bir ses çıkar. Kişi, birinci ses ile ikinci ses arasında bir süre olduğunu düşünür ve bu süreye “zaman” der. Oysa ikinci sesi duyduğu anda, birinci ses sadece zihnindeki bir hayalden ibarettir ve sadece hafızasında var olan bir bilgidir. Kişi, hafızasında olanı, yaşamakta olduğu anla kıyaslayarak zaman algısını elde eder. Eğer bu kıyas olmasa, zaman algısı da olmayacaktır.Zamanın izafiyeti, rüyada çok açık bir biçimde yaşanır. Rüyada gördüklerimizi saatler sürmüş gibi hissetsek de, gerçekte herşey birkaç dakika hatta birkaç saniyede gerçekleşir. Yüce Allah Kuran’da bu gerçeğe Kehf kıssasında işaret eder. Kuran’da bildirildiğine göre Rabbimiz mümin bir topluluk olan Kehf Ehli’ni üç yüzyılı aşkın bir süre derin bir uyku halinde tutmuştur. Daha sonra uyandırdığında ise bu kişiler zaman olarak çok az bir süre kaldıklarını düşünmüşler, ne kadar uyuduklarını tahmin edememişlerdir. Bu olay Kuran’da şöyle haber verilmektedir:“Böylelikle mağarada yıllar yılı onların kulaklarına vurduk (derin bir uyku verdik). Sonra iki gruptan hangisinin kaldıkları süreyi daha iyi hesap ettiğini belirtmek için onları uyandırdık.” (Kehf Suresi, 11-12)“Böylece, aralarında bir sorgulama yapsınlar diye onları dirilttik (uyandırdık). İçlerinden bir sözcü dedi ki: “Ne kadar kaldınız?” Dediler ki: “Bir gün veya günün bir (kaç saatlik) kısmı kadar kaldık.” Dediler ki: “Ne kadar kaldığınızı Rabbiniz daha iyi bilir…” (Kehf Suresi, 19)Kuran’daki bu örnek de göstermektedir ki zamanın akış hızıyla ilgili bilgi, sadece algılayana göre değişen referanslara dayanmaktadır. Nitekim bir insanın “ben otuz yaşındayım” demesinin nedeni, beyninde söz konusu otuz yıla ait bazı bilgilerin biriktirilmiş olmasıdır. Eğer hafızası olmasa, ardında böyle bir zaman dilimi olduğunu düşünmeyecek, sadece yaşadığı tek bir “an” ile muhatap olacaktır. Beynimiz belirli bir sıralama yöntemine alıştığı için zamanın hep ileri aktığını düşünürüz. Oysa bu, beynimizin içinde verilen bir karardır ve dolayısıyla tamamen izafidir.
Aylar: Nisan 2015
Kasırgalar Nasıl Oluşur?
Yüce Allah kasırgaların oluşabilmesi için birçok farklı koşulu bir araya getirir. Örneğin kasırgalar her zaman tropik iklim kuşağının geçtiği okyanuslarda meydana gelir. Çünkü kasırgalar ısıyla çalışan bir makineye benzetilebilir. Oluşurken su üzerindeki sıcak ve nemli hava yükselmeye başlar. Bu esnada tropik sıcak havayı alıp küçük bir bölgeye sıkıştırır. Bu ılık hava yükseldikçe, içindeki su buharı da yoğunlaşarak fırtına bulutları ve yağmur damlaları oluşturur. Yoğunlaşma, gizli yoğuşma ısısı denen bir ısı salar. Bu gizli ısı yukarıdaki havayı ısıtır ve yükselmesine neden olur. Yükselen havanın yerini aşağıdan gelen ılık ve nemli okyanus havası doldurur. Bu döngü, gelişmekte olan fırtına bölgesine aşağıdaki okyanustan daha çok rutubetli hava çeker ve sürekli olarak sıcak havayı yüzeyden atmosfere doğru hareket ettirir. Yüzeyden gelen ısı değişimi, bu havanın çevresinde bir merkez etrafında girdap gibi dönen güçlü bir rüzgar oluşturur. Bu döngü, lavabo deliğinden aşağı akan suyun döngüsüne benzer. Ardından, şimşekler ve yağmur oluşur. Yağmur havayı daha da ısıtır ve basıncı azaltır. Rüzgar bu alçak hava basıncının oluşturduğu boşluğu doldurmaya devam eder. Bu şekilde aslında kasırgalar birçok küçük fırtınadan meydana gelir. Bu küçük fırtınaların hepsi bir arada daire şeklinde hareket ederler. Kasırga gücünü arttırdıkça ortasında “kasırga gözü” adı verilen bir boşluk oluşur. Bu noktada yağmur ve rüzgarın şiddeti nispeten daha düşük düzeydedir.Bir kasırganın oluşabilmesi için pek çok faktörün bir araya gelmesi ve hepsinin ortak olarak çalışması gerekir. Ayrıca oluşan kasırganın alçak basınçlı döngüsü olan sabit merkezli gözü, gözün etrafındaki en hızlı ve en dehşetli rüzgarların olduğu göz duvarı adı verilen bir bölgesi ve son olarak fırtınayı besleyen buharlaşma/yoğuşma döngüsünün bir parçası olan ve gözden dışarı doğru hareket eden gökgürültülü fırtınalı ve yağmur kuşaklarının bulunduğu gibi farklı kısımlarının olması gerekir. Tüm bu alanlar, Yüce Allah’ın yarattığı detay sanatını gösterir. Eğer Rabbimiz dileseydi bu rüzgarların oluşması için hiçbir sebep yaratmaz veya işleyiş mekanizmalarında detaylar meydana getirmezdi. Tüm bu detaylar Yüce Allah’ın Alim (herşeyi çok iyi bilen) isminin bir tecellisi olarak ortaya çıkar. Rabbimiz bu detaylar ile kullarını bir kez daha sonsuz gücü, ilmi ve aklı konusunda düşünmeye davet eder. Rabbimiz, Kuran’ın Al-i İmran Suresi’nde şöyle buyurur:“Şüphesiz göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün art arda gelişinde temiz akıl sahipleri için gerçekten ayetler vardır. Onlar, ayakta iken, otururken, yan yatarken Allah’ı zikrederler ve göklerin ve yerin yaratılışı konusunda düşünürler. (Ve derler ki:) ‘Rabbimiz, Sen bunu boşuna yaratmadın. Sen pek Yücesin, bizi ateşin azabından koru’.” (Al-i İmran Suresi, 190-191)
Doktor karincalar
Bilim adamları karıncaların çok etkili bir mikrop arındırma yöntemi uyguladığını ortaya çıkarmıştır. İsveçli araştırmacıların çalışmasına göre Formica paralugubris cinsi karıncalar, yuvalarında reçine biriktirirler. Ancak karıncaların seçtiği bu reçine, bildiğimiz reçinelere benzemez. Çünkü içerdiği özel kimyasallar hastalıkları yuvalarından uzak tutar. Karıncalar, yuvalarını çevreleyen kozalaklı ağaçlardan sertleşmiş özsu tanecikleri toplarlar. Toplanan reçinenin miktarı, yuvanın büyüklüğüne göre 20 kilogramı bulur.Lozan Üniversitesi’nden Michel Chapuisat ve ekibi, reçinenin antiseptik özelliğini test etmiş ve reçine içeren ve içermeyen iki ayrı yuvada ortaya çıkan hastalıkları gözlemlemişlerdir. Reçinesiz yuvada üç kat daha fazla mantar ürerken ve hastalığa sebep olan bakterilerde belirgin bir artış olduğunu tespit etmişlerdir. Hepimizin bildiği gibi karıncalar küçük bir bedene ve nispeten basit bir organizmaya sahiptirler. Öte yandan hastalık, mikrop ve antibiyotik arasındaki ilişkiyi çözümleme işi ise oldukça kompleks bir davranıştır. Elbette karıncaların hastalığın nedeni olabilecek bakteri veya mikroplardan haberdar olmaları söz konusu değildir. Bilim adamları özel mikroskoplar sayesinde bunları inceleyebilmektedirler.Reçinenin hastalığa çözüm olarak benimsenmesi de oldukça şaşırtıcıdır. Çünkü reçinenin hastalığı önlediğini anlamak için reçineli ve reçinesiz yuvalar arasında karşılaştırmalar yapmaları ve bir yorum ortaya koymaları gerekir. Bu da eczacılıkta yapılan deneyleri akla getirir. Çevrelerinde çok sayıda bitki dururken özellikle kozalaklı ağaçları seçmelerinde bilinç olduğu açıktır. Karıncalar sanki hangi hastalığa hangi ilacı vereceğini bilen bir doktor gibi davranırlar. Ayrıca karıncaların reçine toplamada uyum içinde çalışması, yuvanın genel sağlığının gözetildiğini ortaya koyar. Bu akılcı davranışlar, Yüce Allah’ın karıncalara ilhamı ile gerçekleşir. Hastalıkları yuvalarından uzak tutabilmeleri için reçine toplamakta olan her bir karınca Yüce Allah’ın denetimi altındadır.
Yılda 50.000 Göktaşı Atmosferde Nasıl Eriyor?
Evrende her an hareket halinde olan irili ufaklı milyonlarca göktaşı (meteor) vardır. Bunların bir gezegen ya da yıldıza çarpması sonucunda oluşabilecek etkiyse, göktaşının büyüklüğüne göre değişmektedir. Bilim adamlarının araştırmalarına göre, her yıl bu göktaşlarından ortalama 50.000 tanesi Dünya’nın atmosferine girmektedir.Yalnızca Dünya’ya özgü olan atmosfer tabakası, içerdiği oksijen sayesinde göktaşlarının sürtünmeyle alevlenmesini ve bu şekilde yere çarpıncaya kadar büyük kütle kayıplarına uğramasını sağlamaktadır. Bir başka deyişle atmosferin koruyucu etkisi sayesinde Dünya her gün yaşanması olası felaketlerden korunmaktadır.Atmosferin bu koruyucu özelliği, yeryüzünde insanların ve diğer tüm canlıların yaşamını mümkün kılan çok hassas dengelere sahip yaratılış delillerinden biridir. Ancak bu koruyucu özellik, onu dev göktaşlarına karşı aşılmaz bir engel kılmamaktadır. Bu durum, aslında insanın ne denli aciz olduğunu ve Rabbimiz’in muazzam koruması olmasa Dünya üzerinde her an bir felaket yaşanabileceğini gözler önüne sermektedir.
Dünya’ya Düşen Göktaşlarına Örnekler…
– Daha önce Dünya’ya düşen bazı göktaşlarının Dünya’nın jeolojik ve ekolojik yapısında, önemli değişikliklere neden olduğu bilinmektedir. Bunlardan biri 20. yüzyıl başında 30 Haziran 1908 tarihinde Sibirya’nın Tunguska bölgesine düşen 60 km. çapında olduğu tahmin edilen göktaşıdır. Bu göktaşı 2000 km2’lik ormanı yok etmiş ve Hiroşima’ya atılan atom bombasının bin katı büyüklüğünde bir patlamaya neden olmuştur. Söz konusu bölgede hiç kimsenin yaşamaması mutlak bir felaketi engellemiştir. Tahminlere göre aynı taş, örneğin Eyfel Kulesinin tepesine düşmüş olsaydı, tam on milyon kişinin yok olmasına neden olacaktı.- Bir başka ünlü meteor, ABD’nin Arizona Eyaletindeki Barringer Meteor Krateridir. 1.2 kilometre çapındaki 50.000 yıllık kraterin, çapı 30 ila 100 metre arasında bir göktaşının eseri olduğu düşünülmektedir. Patlamada açığa çıkan enerjinin ise 3,5 milyon ton TNT’ye (patlayıcı türü) denk olduğu hesaplanmıştır. Bir göktaşı ne kadar çok metal içeriyorsa yıkıcılığı da o kadar fazla olmaktadır. Bu nedenle Arizona Eyaletine düşen göktaşının -ebat olarak çok büyük olmamasına karşın- böyle bir patlama meydana getirebilmesi büyük ölçüde içerdiği metal elementlerden kaynaklanmaktadır.
Dünyanın Yakınından Geçen Göktaşları
– 8 Mart 2002’de dünyaya 450.000 kilometre uzaklıktan 50 ila 100 metre çaplı bir asteroid geçmiştir. Bu uzaklık, Dünya’nın Ay’a olan uzaklığının sadece 1,2 katıdır. Asteroid eğer Dünya’ya çarpmış olsaydı kuvvetli bir nükleer bomba etkisinde patlama meydana getirecekti.- 22 Haziran 2002’de ise bir futbol sahası büyüklüğünde bir asteroid çok daha yakından, yalnızca 120.000 kilometre uzaklıktan ve saatte 37.000 kilometre hızla geçmiştir. Lincoln gözlemevi başkanı Grant Stokes “Bu çok ama çok yakın bir geçişti… Göktaşı istatistikleri ele alınacak olursa, belki de senede 50 kez, 100 metre çapında göktaşları Dünya ile Ay arasında bir noktadan geçiyor.” dedi.
YouTube’da “Aşk Tesadüfleri Sever 2010 Yerli Türk Filmi Tek Parça izle” videosunu izleyin
Aşk Tesadüfleri Sever 2010 Yerli Türk Filmi Tek Parça izle: https://youtu.be/ufJa5q9DE6E
YouTube’da “Özgurluk Savaşcısı Turkce Dublaj izle Tek Parca HD izle” videosunu izleyin
Özgurluk Savaşcısı Turkce Dublaj izle Tek Parca HD izle: https://youtu.be/yT8Ng-SaXbM
YouTube’da “Sürgün inek Full izle Tek Parça 720p HD” videosunu izleyin
Sürgün inek Full izle Tek Parça 720p HD: https://youtu.be/-QRPL-HjFeE
YouTube’da “SAĞ SALİM ( 1 ) 720p FULL HD TEK PARÇA” videosunu izleyin
SAĞ SALİM ( 1 ) 720p FULL HD TEK PARÇA: https://youtu.be/VmfiFOz7XLg
YouTube’da “Sağ Salim 2 – Sil Baştan / Full Tek Parça izle (YerliSinema)” videosunu izleyin
Sağ Salim 2 – Sil Baştan / Full Tek Parça izle (YerliSinema): https://youtu.be/iwjDNxc1J3s
YouTube’da “Mandıra Filozofu İstanbul | full izle tek part – yorum yapın” videosunu izleyin
Mandıra Filozofu İstanbul | full izle tek part – yorum yapın: https://youtu.be/7Dy_ftyo6kA